 |
|
 |
Laser uygulamayı nerede öğrendiniz
?
Excimer Laser'in saydam tabakayı şekillendireceğini
1986 yılında ilk defa bir makalede yayınlayan Amerikalı
Prof. Stefan Trokel'dir.
Stefan Trokel ile birlikte çalıştık ve ilk ameliyatlarımızı
birlikte yaptık.
Kendisini 2 defa Türkiye'ye davet ettik
ve bu arada birlikte Türk hekimlerine Swiss Otel de bir
konferansta verdik.
Ayrıca 1991 yılında itibaren 15 yıldır
bu lazer cerrahisi ile ilgili uluslararası toplantıların
hemen hepsine katıldım.
|
|
Laser yapıldıktan
sonra göz kusuru tekrarlar mı?
Göz kusurlarındaki büyük değişim 6 ile 18 yaş arasında
oluşmaktadır. 18 yaşından sonraki değişim çok az ve yavaştır.
Yapılan tedavi bu değişimi durdurmaz. İlk lazer tedavisi
olan PRK yönteminde %10 hastada geriye dönüş oluyor idi.
Artık yeni tedavi yöntemleri ile geriye dönüş, ihmal edilebilecek
seviyededir.
|
 |
|
 |
Wavefront,
LASIK gibi göz ameliyatları oldukça yeni. Sizce gelecekte
bu ameliyatların yan etkileri oluşur mu? Bu konuda ne dersiniz?
Laser tedavileri dünyada 15 yıldır uygulanan, dünyanın
en yaygın yapılan cerrahilerindendir. Ve dünyanın en başarılı,
hasta memnuniyeti en yüksek cerrahi yöntemidir:
Bütün yan etkilerini biliyoruz ve bu yan etkiler hasta seçimi,
yapılacak tedavini şekli iyi yapıldığında çok düşük seviyededir.
Gelecekte farklı yan etkilerin oluşacağını düşünmüyorum.
Ama muhtemelen yeni teknolojiler, yeni tedavi yöntemleri
gelişecektir. Ancak ben genetik tedavilerin Laser tedavilerinin
önüne geçeceğini düşünüyorum.
|
|
Şu ana kadar kaç laser uygulaması
yaptınız?
Kliniğimizde arkadaşlarla beraber toplam 120.000, bireysel
olarak 50.000 den fazla laser uygulaması gerçekleştirmiş
bulunmaktayız.
|
 |
|
 |
Heyecanlanıyorum
bu nedenle Laser olmaktan korkuyorum.
Laser tedavisi, genel anestezi gerektirmeyen
göze bir damla damlatılarak yapılan ve tedavi süresi maximum
10 dakika olan bir tedavidir.
Laser'in bütün safhalarını hastalarıma anlatıyorum. Hekimine
güvenen ve inanan hastanın heyecanı kendiliğinden azalıyor.
Nadiren de sakinleştirici ve heyecan giderici bir ilaç veriyoruz.
Şimdiye kadar korku ve heyecanından dolayı ameliyattan vazgeçen
bir hastam olmadı
|
|
Yaptığınız laserlerde başarı oranı
nedir?
Başarı izafi bir kavramdır. Hasta memnuniyeti olarak ifade
edilirse memnun olmayan hastamız azdır. Bu da hastaların
beklentisi karşılayıp karşılamadığına göre değişmektedir.
Ancak biz, başarıyı + - 0.50 ya da + - 1 diyoptri sınarları
içinde kalmak şeklinde ifade ederiz. Miyopinin derecesine
göre başarı %90 ile%99 arasında değişir.
|
 |
|
 |
Lasik tedavisi denilen gelişmiş yöntemde
tedavi sonrası ağrı varmıdır ve ne kadar sürer?
Lasik tedavisinden sonra ağrı olmaz ancak 3 - 4 saat sürebilen
yanma batma ve sulanma olur.
Eski PRK tedavisinde 2 gün süren çok şiddetli ağrı olmaktaydı.
Yeni bir yöntem olan Lasek tedavisinde de 3 gün süren batma,
hafif derecede ağrı, sulanma ve yanma şikayetleri olmaktadır
|
|
Hangi laseri kullanıyorsunuz ve modeli
nedir ?
Biz Türkiye Hastanesi göz kliniğinde dünyanın gelişmiş,
en iyi iki farklı lazerini kullanıyoruz.
Biri "Ziess" firmasının geliştirdiği 2005 model
MEL-80, diğeri Amerika'nın en büyük firması VİSX, markalarıdır.
Ayrıca Intralase lazeridir. Buda teknolojisi Nobel ödülü
almış bir Amerikan lazeridir.
|
 |
|
 |
Türkiye de Laser uygulamasını hekimler
nereden öğreniyorlar?
Bu konuda Türkiye Hastanesi'nde ki meslektaşlarımla beraber
hazırladığımız Excimer Laser cerrahisi uygulama yöntemeleri
dikkat edilecek hususları anlatan "Lasik" kitabımız,
bütün meslektaşlarımız tarafından okunan ve Türkçe olarak
yayınlanmış tek referans kitaptır. Teorik bilgileri güncel
ve yeterli olarak veren bu kitapta , uygulama ve pratikte
anlatılmıştır. Yabancı dilde yazılmış bir çok kitapta mevcuttur.
Oftalmoloji derneğinin yaptığı toplantıların önemli konu
başlıklarından biride laser tedavileridir. Ayrıca bu konuda
Türkiye Hastanesi göz kliniği yüzlerce hekim arkadaşımızın
pratik bilgilerini geliştirdikleri referans kliniktir.
|
|
Sonuç için garanti verilebilir mi?
Hiçbir tıbbi tedavide garanti söz konusu olmaz. 1
saat sonra yaşacağınızı bile söyleyemezsiniz. Ancak istatistiki
bilgi verebilirsiniz. Tedavinizin muhtemel yan-etkileri
hakkında bilgi verebilirsiniz. Tedavinin sonuçları hakkında
bilgi verebilirsiniz.
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
Laser ameliyatlarında fiyat farkı
olmasının ameliyatın kalitesine etkisi var mıdır?
Laser cerrahisinde başarının 3 önemli faktörü vardır.
1. yeni bir teknoloji
2. bu teknolojinin en iyi şartlarda kullanılması
3. bu konuda eğitimli 1 hekim
Bunların bir maliyeti vardır. Ve bu maliyet önemli bir
maliyettir. Vücudun bütün organları kıymetlidir. Ama gözün
yeri bambaşkadır. Bir hayat boyu kullanacağı bu kıymetli
organların tedavisinde tassaruf düşünülemez. Dolayı ise
ucuz tedaviyi anlayamıyorum
|
|
Türkiye de Laser tedavileri konusunda duayenler
kimlerdir?
Excimer Laser tedavisine Türkiye de ilk başlayan bizim
kliniğimizdir ( Türkiye Hastanesi göz kliniği ). Dr. Sinan
Göker ve Dr. Bozkurt Şener ortak kliniklerinde ve eş zamanlı
olarak Dr. Emrullah Taşındı da kendi kliniklerinde tedaviye
ilk başlayanlardandır. Ve halen bu arkadaşlar ( buna kendimizide
dahil ediyorum ) Laser tedavisinin duayenleri arasındadır.
|
 |
|
 |
Teknoloji sürekli yenileniyor ve
yeni cihazlar çıkıyor. Çıkar çıkmazda uygulamalara başlanıyor.
Bu cihazlar henüz yeterince denenmemiş olabilirler mi?
Elbette olabilir. Çok doğru. Ama biz uluslararası kalitesi
kanıtlanmamış bir cihazı ve tedavi yöntemini kesinlikle
uygulamıyoruz.
|
|
Kliniğinizde kaç doktora eğitim
verdiniz?
100 den fazla göz hekimi arkadaşımızla bilgilerimizi paylaştık.
|
 |
|
 |
Wavefront nedir? Farklı bir cerrahi
yöntem midir?
Wavefront bir cerrahi yöntem değil, bir uygulama şeklidir.
Gözün saydam tabakasındaki kırma kusurları toptan değil
de noktasal olarak yüzlerce noktadan tek laser le ölçülür,
haritalanır. Buna topografi denir.
Buna uygun ve kişiye özel bir tedavi yapılır. Bu şekilde
görme kusuru ile beraber görüntü saçılmaları da ( aberasyon
) tedavi edilerek daha kaliteli bir görme elde edilir. Çoğu
kez bu görme, gözlükte görmekten daha nettir. Bundan dolayı
bu tedaviye kartal göz tedavisi veya kartal göz de (eagle
eye) denmektedir.
|
|
Intralase denilen laser tedavisi
nedir?
Lasik tedavisinde 1. safha 160 mikron kalınlığında kontakt
lense benzeyen bir flep in oluşturulması , 2. safha ise
Excimer Laser le kusurun tedavi edilmesidir.
Bu flep oluşturma işi (yani gözün saydam tabakasının kontakt
lens şeklinde kaldırılması işlemi) mikrokeratom denen bir
cihazla yapılan mekanik bir işlemdir. Bunun için özel bıçaklar
kullanılır. Bıçakların kalitesi son derece önemlidir. Çünkü
yapılan işte son derece hassas bir iştir. Lasik tevdisindeki
yan etkilerin %90 ı mikrokeratomla tabaka kaldırmak esnasında
oluşur.
Mikrokeratom cihazları çok gelişmiş olmakla birlikte standart
bir tedavi oluşturulamamıştır. Kaldırılan tabakanın, yani
flepin kalınlığı, çapı, arzu edilen standartlarda olamamaktadır.
Düz kornealarda, dik kornealarda, ince kornealarda zorluklar
vardır. Intralase yepyeni bir teknolojidir. Amerika Sağlık
Bakanlığı'ndan (FDA) 2004 yılında ruhsat almış, flep hazırlama
yan etkilerini 0 a indirmişti. Her türlü göze rahatlıkla
uygulanabilir. İstenilen çapta ve kalınlıkta flep elde edilebilir.
Son derece güvenilir, yeni ve modern bir yöntemdir.bütün
göz kusurlarında tavsiye edilmekle beraber biraz önce bahsi
geçen 40 diyoptrinin ( derece ) altındaki düz kornealarda
47 diyoptrinin üzerindeki dik kornealarda, hipermetroplarda
ve karışık astigmatlarda mutlaka kullanılmalıdır. Mükemmel
ancak maalesef pahalı bir tedavi yöntemidir.
|
| |
|
|
| |
|
|
 |
|
 |
ABD de laser tedavisi uygulanıyor
mu?
Bizim uygulamakta olduğumuz tüm tedavi yöntemleri
Amerikan Sağlık Bakanlığı onayı ile Amerikada da uygulanmaktadır.
|
|
Kaç dereceye kadar miyop düzelebilir?
Excimer laser yöntemi ile 12 dereceye kadar miyopiyi
düzeltmek mümkündür daha yüksek göz kusurlarıda düzeltilebilir
ancak ilave işlemler gerekir.
|
 |
|
 |
Tedavi sırasında gözümü oynatırsam
ne olur?
Hasta " ya gözümü oynatırsam" diye endişe
eder. Hastanın yardımına ihtiyacınız yok. Gözünü istediği
kadar oynatabilir. Teknoloji riski en aza indirdi artık.
Ameliyat esnasında, elektrik kesilsin, deprem olsun, sistem
hemen kendini kilitliyor, sonra devam ediyoruz…"
|
|
Her göz doktoru Laser yapabilir mi?
Göz büyük bir alemdir. Artık bunun tamamını tam olarak
tek bir hekimin kavrayabilmesi mümkün değildir. Göz de kendi
arasında pek çok branşa ayrılmıştır. Herhangi bir göz hekiminin
lazer cerrahisi de yapması mümkün değildir. Bu konuda teorik
ve pratik eğitim alması şarttır.
|
|
|
|
|
|
|
|
Kimler laser'le ameliyat edilip, tedavi edilebilir?
Üç grup hasta var.
Birincisi tıbben zaruri olan hastalıklar; iki gözün arasında
farklı göz kusurları varsa.
Biri 0 biri 4 numaraysa. Bunu gözlükle dengeleyemezsin.
5-6 numaranın üzerine çıkmış göz kusurlarında da tedavi
gereği vardır, zira gözlüğü çıkarınca evin içinde yürünemiyor.
Bu gibi hastalarında ameliyat edilmesi lazım. Gözünden hastalık
geçirmiş, lekeler kalmış, hastaların tedavi edilmesi lazım.
İkinci gruptakileri, "sosyal endikasyon" diye
tabir ediyoruz. BUnlar herhangi bir nedenle mesleğini gözlükle
yapamayan kimselerdir. Sporcu, asker, pilot, dalgıç mesela.
En çok hastamız "psikolojik endikasyon" dediğimiz
gruptur ki, estetik kaygıları olanlar…Herhangi bir nedenle
gözlük takmak istemiyor. Sıkılıyor, baş ağrısı yapıyor.
Yazın tozdan, kışın buğudan sıkıldığını söylüyor ve yüzüme
yakışmıyor, burnumun şeklini bozuyor diyor bir başkası…"
|
|
Herkese uygulana bilir mi bu tedavi
şekli?...Kolay bir uygulama diye duyuyoruz, gerçekten öyle
mi?...
Muhtelif laser yöntemleri var ve her türlü göz kusurunu
tedavi edebilirsiniz.
Hasta 18 yaşını bitirmiş olmalı. Yaşın üst sınırı yok. 60-70
yaşına kadar uygulayabilirsiniz.
Başka bir göz hastalığının, ileri düzeyde bir göz kuruluğu,
göz romatizması gibi hastalıkların olmaması gerekiyor.
Kontakt lens kullanıyorsa lensin cinsine göre minimum 7
gün önceden çıkarmış olması lazım. Bundan sonrası hekimin
vereceği karar. Tedavi son derece basit.
On dakikada iki gözü ameliyat ediyorsunuz, 2-3 saat içinde
araba kullanabilecek kadar görmeye başlıyor. Ertesi gün
işine, evine gidebiliyor.
Laserle göz kusurlarının tamamına yakınını tedavi edebilir
hale geldik. Miyop olsun, astigmat olsun, hipermetrop olsun,
karışık astigmat olsun. Bir tek problem gibi görünen 45
yaş sonrası ortaya çıkan yakın görme problemidir. Yaşlılık
hipermetropisinin tedavisi için biraz daha çalışmak lazım…
|
 |
|
 |
İşin içinde göz gibi hassas bir organ
olunca insan risk payını düşünmeden edemiyor. Bu yöntemler
güvenli mi?
Eğer hastada ufak bir risk varsa tedaviyi yapmıyoruz.
Alternatif tedavilere yöneliyoruz.
Bu uygulamayı yapabilmek için altyapı, bilgi ve beceri gerekiyor.
Hastalığı iyi tanımanız ve doğru karar vermeniz gerekiyor.
Bunlardan birinde yanlışlık yaparsanız hastaya zarar verirsiniz.
Kalıcı bir zarar olur…
|
|
Hasta bu operasyona nasıl hazırlanıyor?...
Lokal anestezi mi uygulanıyor?
Sözel anestezi yapıyoruz . Hastalar çok korkarak geliyor,
herhangi bir ağrı olmayacağını, riski olmadığını anlatınca
rahatlıyor.
Doktora güvenince işin yarısı halloluyor zaten. Bir damla
damlatıyoruz göze o kadar. Eğer çok korkuyorsa sakinleştirici
ilaç veriyoruz.
Hasta " ya gözümü oynatırsam" diye endişe eder.
Hastanın yardımına ihtiyacınız yok. Gözünü istediği kadar
oynatabilir. Teknoloji riski en aza indirdi artık. Ameliyat
esnasında, elektrik kesilsin, deprem olsun, sistem hemen
kendini kilitliyor, sonra devam ediyoruz…
|
 |
|
 |
Uzun yıllar kalın gözlükle yaşayan
insanlar ameliyat sonrası neler yaşıyorlar?...
Hastalar ameliyat sonrası şaşkın oluyorlar. Ameliyatın
ardından " geçmiş olsun " denince bittiğine inanamıyorlar.
Miyoplar etrafı küçük görürler, ameliyat sonrasında etrafı
büyümüş olarak görünce şaşkınlık ve sevinç oluyor. Gözlük
kullananlar , sabahları kalkınca uzun süre gözlüklerini
aradıklarını anlatıyorlar.
Tedaviye uygun olmadığını söylediğimiz hastalar arasında
ağlayanlar oluyor...
|
|
Hasta nereden bilecek kaliteyi ve
bu kadar hastane arasında nasıl seçim yapacak?...
Ekip çalışması yapan, tecrübeli klinikleri tercih etmeleri
gerekiyor.
Rekabet ortamında kar marjı düşürülebilir ama belli bir
rakamın altına inerseniz teknolojik yenileme yapamazsızınız,
malzemeyi yeteri kadar kullanamazsınız.
Ucuz laser ameliyatı olmayın!
Her hastanın gözüne kullanılan bir sarf malzemesi var ve
onun maliyeti var. Şimdi bu bir ekonomik yarışa döndü. O
malzemenin maliyetinin altına fiyatlara ameliyat yapılıyor.
Uyarmak gerekiyor hastaları. Bir göz için kullanılması gereken
sarf malzemesini , üç göze, dört göze, beş, on göze uygulayabilirsiniz.
Sonuçta "ben gözlükten kurtulacağım" derken görme
kalitenizde düşüş olur.
|
 |
|
 |
Türkiye'de çok sayıda göz hastanesi
var. Ve bunlara yenileri ekleniyor. Çok mu hasta var yoksa
karlı bir alan olarak mı görülüyor?
Toplumun yaklaşık yüzde 40'ının göz kusuru var. Belki ileride
genetik olarak engellemek mümkün olacak ama şu an için doğan
on çocuktan dördünün görme bozukluğu var. Bunu ya gözlük
takarak ya da kontakt lens kullanarak tedavi etmek durumundasınız.
Az ya da çok göz kusuru olmayan hiç kimse yok. Gözde müthiş
değişiklik ve gelişmeler var.
Laser ameliyatlarına 1992'de Türkiye Hastanesi'nde başladık
ve büyük bir talep oldu. Göz hastanelerinin açılmasında
Türkiye Hastanesinin başarısının etkili olduğunu düşünüyorum.
Bu Avrupa Birliğine doğru ilerleyen Türkiye için iyi bir
gelişmedir. Rekabet her gelişmenin motor gücüdür. Rekabet
olsun ama etik olsun.
Bir işi yapmak için önce bilimsel altyapı, bilgi, gelişmeleri
takip etmek, komplikasyonları yönetebilmek lazım. Bu faktörleri
göz ardı ederek " bu işi biz de yapalım" deyip
yalnızca makine alıp , reklam yaparak arzu edilen sağlık
hizmetinin verilemeyeceğine inanıyorum.
|
|
Çok hızlı bir gelişmden söz ettiniz.
Dünyada bu konuda önde olanlar kimler?...
Bütün dünya ülkelerinin katkıları var bu işin gelişmesinde.
Dünyanın bilgisi bir yerde toplanıyor, tabii Amerika bu
işte de önde. Ama biz bu tedavilere Amerika'dan daha önce
başladık. İnanıyorum ki bizim tecrübemiz onlardan daha fazla.
Çünkü Amerika'da sağlık Bakanlığı çok daha muhafazakar.
Bu tedavi beş sene kontrol ve takip edildi. Biz 1992'de
Avrupa Ülkeleriyle beraber başladık tedavilere, Amerika'da
1998 de başlandı.
Şimdi gelinen nokta WAVEFRONT yöntemiyle "süper görüş
" sağlamak. Biz buna kartal gözü de diyoruz. Gözdeki
görme kusurlarını ortadan kaldırıyor ve görme derecesi çok
üst seviyelere çıkarabiliyor..
|
 |
|
 |
Aşağıdaki
bölüm Ferhan Kaya Poroy/ Oya Özdilek'in Posta Gazetesi için
yaptıkları lazer tedavileri ile iglili ropörtajlarından alınmıştır.
Ropörtajın tamamı için Tıklayın |
|
Aşağıdaki
bölüm Ferhan Kaya Poroy/ Oya Özdilek'in Posta Gazetesi için
yaptıkları lazer tedavileri ile iglili ropörtajlarından alınmıştır.
Ropörtajın tamamı için Tıklayın |
 |
|
 |
Ameliyatla gözlükten kurtulmak mümkün
mü?
Dr. BAŞ: Biz burada ticari bir müessese gibi değil, bir
sağlık kurulşu gibi davranıyoruz.
Tabii ki gözlüğünden her kurtulmak isteyene biz ameliyat
yapmıyoruz.
Bu tip cerrahide, bize gözü hasta olan ve acele ameliyat
olması gereken kişi başvurmaz. Kişinin isteği, bir an önce
gözlüğünden kurtulmaktır.
Doktorun bu aşamada dikkatli davranıp, hastanın hayatının
ileri dönemini düşünmesi ve ona zarar vermeyecek bir karar
alması gerekir. "Refraksiyon cerrahisi" yani göz
kusurlarının giderilmesine yönelik cerrahi operasyonlarda
doktorun inisiyatifi çok önemlidir.
|
|
Kimler ameliyat olabilir?
Dr. BAŞ: Öncelikle hastanın dikkatli bir muayeneden geçirilmesi
gerekiyor. Gözün retinasına bakılır. Retinada incelme var
mı, yırtık var mı, delik var mı bunların tetkiki yapılır.
Kornea dediğimiz , gözün saydam tabakasının topogrfaik yöntemlerle
haritası çıkarılır. Gözde bir incelme var mı, göz yaşı sistemi
doğru çalışıyor mu, kuruluk var mı, bunlara dikkatlice bakılır.
Her türlü araştırma yapıldıktan sonra ikinci aşamaya geçilir.
Kişinin bir gözü sıfır, diğer gözü 7 numara ise, bu kişinin
mutlaka ameliyat olması gerekir. Çünkü iki göz arasında
büyük fark vardır ve bu durum kişiyi rahatsız eder.
Ameliyat olmayı şart koşan diğer bir neden ise sosyal etkendir.
Buna örnek olarak göz kusuru nedeniyle gözlük kullandığı
için mesleğini yapamayanları verebiliriz. Mesela basket
bolcular, dalgıçlar gözlükle işlerini yapamazlar. Mutlaka
ameliyat olması gereken bir diğer grup ise, gözlük nedeni
ile psikolojik açıdan rahatsızlık duyanlardır. Kişi gözlüğe
uyum sağlayamaz. Gözlüğün çirkin durduğunu düşünür ya da
deprem olursa, gözlüğüm kırılırsa, gibi kaygılar yaşar.
|
 |
|
 |
Psikolojik veya sosyal bir nedenle
ameliyat olmasına karar verilen hasta daha sonra ne gibi
aşamalardan geçer?
Dr. BAŞ: Bu aşamada hastanın ameliyata uygun olup olmadığı
ve risk yüzdesi belirlenir. Örneğin hastada 10 numara göz
kusuru vardır ama, ancak 5 numara küçültülmesinde risk yoktur.
5 numaranın üzerinde göz inceldiği için risk de daha fazla
artar. Böyle bir durumda size , "bu tedaviye uygun
değilsiniz" diyoruz. Bir de örneğin hastanın retinasında
bir incelme varsa yapmıyoruz. Bu şekilde üzülerek giden
çok hasta var. Ama biz hastaları uyarıyoruz.
|
|
Ameliyat olmaması gereken bir kişi
ameliyat olursa ne gibi sorunlar ortaya çıkar?
Dr. BAŞ: İlk aşamada kötü bir sonuç ortaya çıkmaz, ancak
daha sonra görme kalitesinde bozulmalar başlar.
Retinada delik varsa, bir iki yıl sonra daha büyük yırtıklar
ortaya çıkabilir. Kornea yı fazla inceltirseniz, hastaya
göz nakli ameliyatı yapılması zorunda kalınabilir.
Bu ameliyatlar yapılması mutlak olmadığı için hiç bir şekilde
hastalar riske sokulmamalıdır.
|
 |
|
 |
Ameliyat öncesi karar aşamasında
yapılan muayene ne kadar sürüyor?
Dr. BAŞ: Yaklaşık iki saat sürer: bunun içine tüm testler
ve doktor muayenesi dahildir.
|
|
Bu tür ameliyatlar için belirli bir
yaş sınırı var mı?
Dr. BAŞ: 18 yaşını bitirmiş olması gerekiyor ama üst sınır
olarak bir şey yok.80 yaşındaki hastalara bile yapılıyor.
Alt sınırın nedeni ise, özellikle miyobun 18 yaşına kadar
artış göstermesidir. Ancak 18 den sonra ilerlemesi oldukça
azalır.
|
 |
|
 |
Bu ameliyatlarda gözü kaybetme riski
var mı?
Dr. BAŞ: Bu ameliyatlarda kör olmak diye bir risk yoktur.
Hatta bunu doktor istese de yapamaz diyebilirim.
Bu ameliyatlarda riski arttıran iki önemli unsur vardır.
Birincisi ameliyatı yapan hekimin bilgi düzeyi. Yaptığı
işi iyi bilmesi ve deneyimli olması gerekir. İkincisi ise
kullanılan aletlerin modern ve bakımı yapılmış cihazlar
olması gerekir. Bu cihazların parçalarının belirli sürelerde
değiştirilmesi gerekiyor. Ancak kurum buna önem vermeyip,
bir parçayla daha uzun süre ameliyat yaparsa yaptığı işin
kalitesi düşer. Bu kaliteyi hasta değerlendiremez. Bu nedenle
yapılan işte güven çok önemli. Hastanın bir işi yaptıracağı
kuruma ve hekime güvenmesi gerekir.
|
|
Ameliyat öncesinde ne gibi bir hazırlık
yapılıyor?
Dr. BAŞ: Öncelikle hasta kontakt lens kullanıyorsa yumuşak
lensleri 7, yarı yumuşak lensleri 15 gün önceden çıkartmasını
istiyoruz.
Çünkü lensler korneanın su miktarını bozuyor ve ameliyat
sırasında sorun çıkarabiliyor. Bu nedenle hastaya bu süre
içinde gözlük takmasını öneriyoruz.
Hastalara hastalığının seyriyle ilgili, onu bilgilendirici
10-15 dakikalık bir konuşma yapıyoruz. Ameliyat kararını
da yine hastaya bırakıyoruz. Biz klinik olarak hastaya ameliyatta
karşılaşabileceği her türlü şeyi söylüyoruz.
|
 |
|
 |
Ameliyatta neler oluyor?
Hasta ameliyathaneye alınıyor. Saçlarına bir bone takılıyor.
Steril bir terlik ve önlük veriyoruz veya ayakkabısı galoş
geçiriyoruz. Hasta yürüyerek geliyor ve ameliyat olacağı
masaya sırt üstü yatıyor.
Burası klasik bir ameliyathane ortamından farklı. Hastanın
bir lazer spot ışığına bakmasını istiyoruz. Biz özel bir
aletle işleme başlıyoruz ve gözden küçük bir parça kaldırıyoruz.
Önce bir gözünü yapıyoruz, iki dakika sürüyor. Hasta hiç
ağrı hissetmiyor. Çok korkan hastalara sakinleşmesi için
diazem türünden sakinleştiriciler veriyoruz. Hasta masadan
kalktığı zaman suyun içine bakıyormuş gibi bulanık görür,
dışarıdan bakıldığında da kırmızılık olur.
|
|
Bu ameliyatlarla hangi göz kusurları
tedavi ediliyor? Miyop mu hipermetrop mu, astigmat mı?
Dr. BAŞ: 1992 yılında yalnız miyoplar tedavi ediliyordu.
Sonra miyop astigmatlar da tedavi edilebiliri duruma geldi.
1997'de hipermetropları , daha sonrada hipermetrop astigmatları
tedavi etmeye başladık.
Bu gün göz kusuru olan insanların yüzde 95'i tedavi ediliyor.
Excimer Laser kullanarak -+12 dereceye kadar miyopi, 6 dereceye
astigmaztizma, + 6 dereceye kadar hipermetropiyi tedavi
edebiliyoruz. Daha yüksek kusurlar için ilave yöntemler
gerekebilmektedir. Hepsi için aynı süre geçerli oluyor.
|
 |
|
 |
Ne kadar süre sonra görme netleşiyor?
Dr. BAŞ: Hastaların 3-4 saat sonra görmeleri yüzde 70'e
ulaşabiliyor ve bir otomobil kullanacak kadar görüş mesafesi
elde edilebiliyor.
|
|
Şeker hastalarına ameliyat yapılır
mı?
Dr. BAŞ: Şeker hastalarında biraz daha dikkatli olmak gerekiyor.
Çünkü enfeksiyon riski açıcından şekerin kontrollü olması
lazım. Kontrollü ve dikkatli bir şekilde bunlarda tedavi
edilebilir.
|
 |
|
 |
Gördüğüm miyop göz doktorlarının hiçbiri bu operasyonu kendilerine uygulatmıyor, hepsi gözlük kullanıyor.
Bizim klinigimizde 9 goz hekimi arkadaşımızın ameliyat oldugunu biliyorum. Şahsen ameliyatlarını gerçekleştirdiğim hekim arkadaslarim var. Bu vesile ile goz hekimlerinin de Laser ameliyati olduklarini belirtmek isterim.
|
|
Gözlüklü göz doktorlarına neden gözlük kullandıklarını kendilerine sorunca "ilerde katarakt tedavisine engel oluyor " türü cevaplar verdiler. Ben de sıradan vatandaş olarak dediklerine inanmak durumunda kaldım, sonuçta konuyu bir göz doktorundan daha iyi bilecek değilim. Ancak sizin sayfanızda anlatılanlar da bilimsel olarak tatminkâr geldi.
Bu konuda yorumunuz nedir?
Laser ameliyati olanlarin gozlerinde , ileride olusmasi muhtemel, katarakt sonucu ameliyat olduklari takdirde problem yasayacaklari dogrudur.
Katarakt dedigimiz sey goz icinde bulunan mercegin bozulmasi ve opaklasmasidir. Biz katarakt ameliyatlarinda bozulan mercegi cikarip yerine yapay mercek yerlestiriryoruz. Yerlestirdigimiz mercegin numarasinin tespitinde korneanin on yuzey caplarindan istifade ediyoruz. Fakat, laser ameliyati olmus bir hastada bahsettigimiz kornea ön yuzey caplari degismektedir. Bu nedende yerlestirilen yapay mercegin numarasinda bazi hatalar olusabiliyor.
Şunu belirtmek isterim ki; yeni hesaplama yöntemleri ve gelistirilen yeni teknolojiler bu problemi tamamen ortadan kaldirmistir. Fakat, bu olcumleri yapan cihazlar oldukca pahali ve takdir edersiniz ki Turkiye sartlarinda her goz hekimi bu cihazlara sahip olamiyor. Simdilik laser ameliyatlari konusunda uzmanlasmis belli basli merkezlerde bulunan cihazlarin ileride daha yaygin bir sekilde kullanilacagini umit ediyoruz. Kendi klinigimizde bahsettigim olcum yapan cihazlarını 5 yildir kullanmaktayiz ve 2 tane aletimiz mevcut.
Bu baglamda, artik laser
ameliyati gecirmis hastalar katarakt ameliyatlarinda bir sorun yasamamaktadirlar
|
 |
|
 |
LASIK operasyonları ile ilgili Göz doktorlarının (sizlerin) bilip de bizim bilmediğimiz sorunlar var mı?
Ben nacizane Lasik operasyonunu evde kullandigimiz elektirige benzetiyorum. Neyi nerede ve ne sekilde kullanacaginizi bilirseniz o elektirikle evi isitabilir, evde bulunan makinalari calistirabilirsinzi ve hic bir tehlike yaşamazsınız.
Laser’le göz kusurlarının giderilmesinde 10 dan fazla değişik ameliyat yöntemi mevcut. Burada onemli olan hangi göze hangi yöntemin uygulanmasi gerektigi kararidir.
Eğer burada dogru karar verilirse göz hic bir zarar gormez. Ayrica sunu soylemek isterim ki; bugün dunyanın bütün diğer ülkeleri dahil en cok uygulanan ameliyatlarin başında Lasik gelmektedir.
|
|
Lazerle göz ameliyatından sonra gece görüşünün düzgün olmadığını bir çok kişiden duyuyorum. Bir göz hekimine de sorduğumda bunun doğru olduğunu, geceleri ışık kaynakları etrafındaki harelerin olcağını, bunun düzelmesinin mümkün olmadığını söyledi. Doğru mudur?
Tedavi yapilan bölgenin çapı göz bebeğinden daha küçük ise geceleri görmede önemli problemler ortaya çıkar.
Bunlarında düzeltilmesi mümkündür.
Fakat bu gibi şikayetlerin oluşmayacağı bir tedavi yöntemini uygulamak gerekir. Eğer, tedavi zonunu veya alanini pupilla dan yani goz bebeginden daha geniş tutarsaniz bahsettiğiniz problem kesinlikle yaşanmaz.
Burada karar veren hekimin bilgi ve tecrübe düzeyi önemlidir
|
 |
|
 |
Doktorum laser ameliyatı sonrası -0.50 ile -1.00 arası bir geri dönüş olabileceğini söyledi. Görüşünüz nedir?
Evet bu ihtimal mevcuttur. Ancak 100 hastadan 5 inde olabilmekte. Böyle durumla karşı karşıya kalınsa bile duzeltilmesinin her zaman mümkün olduğunu soylemek isterim.
|
|
Lasek yönteminin gözüme uygun olduğu söylendi. Ama iyileşme sürecinin çok ağrılı olacağı ve uzun süreceği belirtildiği için açıkçası biraz korktum ve istemedim.
Lasek yöntemi uyguladığımız 11 farklli yöntemden biri. Hastası iyi secilirse mukemmel sonuçlar vermektedir. Hastanın iyi secilmesinden kastım, bu yontemin verimli olmasi icin belirli koşullarin hastada bulunmasi gerekiyor.
İyileşme süreci cok degil ama kısmen ağrili olabilmekte ve gormenin normalleşmesi 1 hafta zamanı almaktadir. Ama sonuç acisindan, az once belirttigim gibi, hasta secimi iyi yapilirsa ve yontem iyi uygulanirsa cok iyi bir method dur.
|
 |
|
 |
Intralase ve lasek arasında büyük farklar var mıdır?
Intralase ile Lasek oldukca farkli seyler. Esasinda bunlari mukayase etmek dogru da degil.
|
|
Astigmat konusunda okuduklarım kafamı karıştırdı. Laser ameliyatlarının astigmatlar için uygun olup olmadığını anlayamadım. 5 ya da 6 numara gibi bir üst sınırdan bahsediyorlar. Astigmata özel
tekniklerden bahsedenler de var. Bu konuda bilgi alabilirmiyim.
6 dereceye kadar astigmati tedavi etmek mumkun. Daha yuksek derecelerde tedavi edilebilir, ancak laser'e cerrahi yontemler de ilave etmek gerekir. Çok yüksek astigmatlara başka hastalıklarda eşlik edebilir. Bunlar detayli kontrolde ortaya cikarilir.
|

|
|

|
Lasik ile intralase arasındaki farkın flep aşaması olduğunu göz önüne alırsak, lasik, intralase tekniğine göre çok mu geride
kalmıştır yoksa operasyon sonrası başarıyı düşündüğümüzde neredeyse hiç fark yok diyebilir miyiz?
Oncelikle belirtmek isterim ki, Intralase dedigimiz operasyon ayni zamanda Lasik operasyonudur.
Bahsetmiş olduğunuz gibi, Lasik operasyonlarinda flap kaldirilirken 2 türlü cihaz kullaniliyor.
Biri el ile kullanilan microkeratom digeri ise laser'li microkeratom, ki biz buna intralase diyoruz.
Operasyon ayni, yani lasik operasyonu fakat operasyon esnasinda, operasyonun en onemli asamalarindan biri olan flap'in kaldirilmasinda kullanilan cihazlar farkli. El ile kullanilan microkeratomlar da özel cihazlardır. Fakat, bazı gözlerde el ile kullanilan microkeratom kullanildiginda risk olusabilmekteydi.
Boyle gozlerde Intralase kullanilmasi kacinilmazdir.
Laserle kesilen flap kusursuz kesiliyor ve risk haliyle daha da azaliyor. Fakat aradaki maliyet farki buyuk oldugu icin takdir edersiniz ki herkes intralase ile ameliyat olamiyor.
|
|
Lazer ameliyatı sırasında yapılacak işlemlerden dolayı lokal aneztezi yerine narkoz ile uyutulmak istiyorum. Acaba bu mümkün mü? Değilse neden?
Narkoz elbette mümkün ama narkoz icin yapılacak işlemler, narkoz sonrası çekeceğiniz sıkıntı, narkozsuz göz ameliyatınızdan daha rahatsız edici olacaktır.
Bu operasyonlardan 50.000 den fazla gerceklestirdim. Sizin gibi Narkoz almak isteyen hastalarım oldu.
Hepsi gayet rahat bir sekilde operasyonlarını gecirdiler cokta memnun kaldılar. O nedenle rahat olunuz.
|

|
|

|
İntralase (intralasik) teknolojisinin her hasta uygulanmadığı doğru mu?
Her hastada kullanılmadıgı da dogru çünkü İntralase, lasik ameliyatının maliyetini oldukca artiriyor.
Hastanin mali durumuna, görüşünden beklentisine ve genel risk durumlarina göre intralase yerine elle kullanilan microkeratomları kulanmaktayız. Bu acıdan bahsettiginiz üzre, evet intralase her vakada kullanilamamaktadir, fakat her açıdan mükemmel bir lazerdir ve oldukca üstün bir teknolojidir.Bir femtosecond laserdir yani, bir saniyenin 10 üzeri 13 ünde bir atış atar. Nobel ödülü almış bir teknolojidir. Bu nedenle güvenle intralase lasik olabilirsiniz. .
|
|
Intralase bazı hastalara zorunlu olarak mı uygulanıyor?
Intralase'in bazı vakalarda zorunlu olarak kullanıldığı doğrudur. Çünkü (ince Kornea'larda orneğin) risk oranı cok daha yüksek olduğu icin bizler normal microkeratom yerine, keside mükemmeliyetinden dolayı laser keratomu yani intralase'i tercih ediyoruz.
|
 |
|
 |
Wavefront ameliyatının hangi teknolojiyle yapıldığını merak
ediyorum. Türkiye'de bu ameliyat için *Wavelight Allegretto
*VISX
*Zeiss mel 80 cihazları tercih ediliyor. Bu 3 cihaz hakkında bilgi verebilirmisiniz?
Hangisi daha yeni, daha güvenli, daha
risksiz, daha sık kullanılır?
Bu 3 cihazı karşılaştırabilir misiniz?
Visx Amerikan yapımıdır ve dünyada en fazla kullanılmakta olan cihazdır.
FDA'in tüm onayları mevcuttur. Göz takip ve iris tanıma sistemi ile yanlış tedavi veya hatalı tedavi yapma riski ortadan kaldırılmıştır. Biz bu cihazı 13 senedir kullanmaktayiz. 4 defa üst modelleri ile değiştirdik hepsinde de memnun kaldık.
İkinci cihaz ihtiyacımız için farklı bir marka olsun istedik bu nedenle Zeiss'in mel-80 dedigimiz son modelini aldık, bunuda kullanmaktayiz. Bu Alman yapımı bir cihazdır. Mel- 80 inde Wavefront tedavisi vardır fakat henüz FDA onayı almamıştır.
Zeiss tan ayrılan bir kısım mühendisler Allegretto yu üretmişlerdir. Çalışma sistemi mel-80 ' e benzemektedir.
Hangi lazer daha iyidir sorusuna cevap vermek oldukça güç benim icin. Hepsi de üstün teknolojidir ve hepsinin bir takım teknik konularda üstünlükleri vardır. Örneğin, küçük miyop ve miyop astigmat vakalarında hepsi iyidir ancak hipermetrop ve yüksek miyop astigmatlarda Visx in sonucları daha iyi.
Biz vakalarımızn %75 inde Visx s-4 ü, %25 inde mel-80 i kullanmaktayiz.
|
|
Intralase yöntemi ne kadar süredir Türkiye'de uygulanıyor? Sizin bu konudaki tecrübeniz nedir?
Intralase'in gelişimini 5 yıldır takip ediyor idim. Intralase 3 sene önce Amerikan Sağlık Bakanlığı olarak nitelendirebileceğimiz FDA onayını aldı. Ben ise Nobel Ödüllü Intralase laserini 18 aydır uygulamaktayım. Türkiye'de bu cihaz ilk kez bizim kliniğimizde, ben ve arkadaşlarım tarafından kullanılmıştır.
|

|
|

|
İnsanların, sadece Türkiye de değil tüm dünyada, hala deney tahtası gibi kullanıldığı düşünülüyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Gelişmiş ülkelerde araştırma ve geliştirme çalışmalarının insanlar üzerinde uygulanması çok sıkı prosedürlere bağlıdır.
Ancak gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde insanın çokta değerli kabul edilmediğini biliyoruz.
Bu bahsettiğiniz durum söz konusu olabilir. Fakat bizim uygulamakta olduğumuz laser tedavileri ile ilgili böyle bir durum söz konusu bile olamaz, kullandığımız cihazlar yalnızca Amerika’da onayından geçmiş cihazlar değildir. Avrupa Birliği ülkeleri, Japonya, İngiltere…gibi gelişmiş ülkelerde de onaylanmıştır ve güvenle kullanılmaktadır.
|
|
Intralase yönteminin komplikasyon riskini çok aza indirdiği söyleniyor ancak bu oran nedir 1/1000 mi ,1/10000 mi ,daha mı fazla ,daha mı az? İstatistikler ne diyor?
Lasik ameliyatlarında komplikasyonların %80'i corneal flap oluşumu esnasında olmaktadır.
Intralase bu komplikasyonları önemli derecede azaltmıştır.
Komplikasyon oranı, çalışmayı yapan hekime ve çalışmanın şekline göre değişir.
Microkeratomla gördüğümüz komplikasyonların büyük bir kısmını Intralase de görmüyoruz ancak bu ameliyatın diğer komplikasyonları olarak kabul edebileceğimiz, enfeksiyon, flap altında yabancı cisim kalması, flapte kırışıklık vs gibi komplikasyonlar olabilmektedir, Intralase bunu engellemez.
|

|
|
|
İster Intralase yöntemi ister Klasik Lasik yöntemi uygulansın her iki yöntemde de "korneal flep" oluşturma yani gözün kornea kısmının kesilmesi söz konusu.
Bu kesme işleminde bir şeylerin hatalı yapılması ,bıçağın yada laser ışınlarının milimlik kayması, derine inmesi,alt tabakaya zarar vermesi gibi riskler yok mudur?
Söyleşinizin birisinde kör olma riski yok demişsiniz ancak ufak bir hata buna sebep olmaz mı?
Lasik ameliyatlarının en önemli aşaması corneal flapin oluşturulmasıdır. Bu esnada bazı şeylerin yanlış yapılması hastanın gözüne zarar verebilir. Bu körlükle de sonuçlanabilir. Peki ama nasıl?
Şimdiye dek literatürde 10’dan az körlük vakası bildirilmiştir. Bu vakalar LASIK'in ilk başladığı dönemlerde yani bundan 10 sene önce meydana gelmiş ve microkeratom cihazının içinde bulunan kalınlık halkasının takılmaması sonucu gözün delinmesi şeklinde gerçekleşmiştir.( Bir otomobile gaz pedalının konulup, fren pedalının unutulması gibi örnekleyebiliriz, kaza kaçınılmazdır ve kabul edilemez bir hatadır.)
Ülkemizde böyle bir komplikasyon olmamıştır ve tamamen hekim hatasıdır. Bu gün gelişen teknolojide böyle bir şey mümkün değildir.
Kesilen Flap’in kalınlığı microkeratom cihazlarında + - 60 mikrona kadar değişebilmektedir. Bu Intralase de ise + - 10 mikrondur. Yani inanılmaz incelik oranında kornea yüzeyi kesilir. Kör olma riski bu bağlamda yoktur çünkü Korneaya yapılacak müdahale hesaplanırken daima maksimum güvenliğin hesap edilmesi gereklidir. Eğer bu güvenlik sınırlarına riayet edilmezse göz zarar görebilir. Bu zarardan maksat gözün kör olması değil gözün direncinin travmalara karsı azalmasıdır.
|
|
|
| |
|
|